Bu Blogda Ara

Din etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Din etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mart 2010 Cumartesi

Dinin Yayılmasında Korku ve Acizlik Faktörü

Dini ayakta tutan en önemli unsur korku ya da acizliktir. Dine en çok sarılanlar, batıl inançlılar hep fakirlerdir ya da zenginliğini kaybetmekten korkan zengin piçleridir. Aynı şekilde insanların bir yakını ya da kendisi ölümcül bir hastalığa yakalanınca hemen tanrıya dua etmeye başlar. Ulan tanrıya yaşamak için yalvaracağına gebeince üst üste sikeceğin hurileri düşün. Ama öyle yapmaz. Tek yaptığı dinsel aktivite küçüklüğünde sünnet edilmek olan bu insan ölümle burun buruna gelince yalvarmaya başlar. Devam edelim... Gözüme çarpan bir haber vardı bugün... Hindistan'da engelli bir çocuğun doğumu ve ona nasıl tapıldığı. Bunun sebebi Hinduların fakirlikten kırılması açlıktan gebermeleri fakat kendileri birşey yapamadığı ya da yapmadıkları için kurtarıcı aramaları değilmidir? Onlardan daha iyi durumda olan bizler gülüp geçebiliyoruz ama ya biz de(onlar kadar) fakir ve cahil olsaydık o zaman belki biz de kurtarıcı arayacaktık kendimiz çalışmak yerine. Belki fetoyu kurtarıcımız sayacaktık. Peki ya zengin insan niye korkar. Zenginlerin çoğu zenginliğini elde etmek için onlarca insanı ezip geçmiş hala da fabrikasında dükkanında işçiyi götü sikilircesine çalıştırır. Zenginin korkusu da yaptıklarının tanrı ya da insanlar tarafından götüne sokulmasıdır. Bu yüzden dua eder. Din konusunda en rahat olan kesim orta kesimdir. Büyük günahları ya da sevapları yoktur. Kendi hallerinde yaşayıp gitmektedirler. Küçük burjuvaların gençlerinde varolan sosyalist ve marjinal eğilimler yüzünden Ateizm giderek yaygınlaşmaktadır. Bunun sebebi kaybedecek ya da kazanacak çok şeyleri olmamasındandır. Sosyalist düşüncenin de etkisiyle acizliği kabul eden değil dışlayan bir tutum içerisindedirler bu sebeple de inanmazlar. Büyük korkuları yoktur.


Yani din kaybedecek ya da artık kaybedecek bir şeyi kalmamış olanlar için vardır. Korku ve acizlikle beslenir ve büyür. Affedici ve yüce bir tanrının insanlara kendisini kabul ettirmek için korkuya ihtiyacı olması ne kadar da komik değil mi?

Sodom Şehri ve Homofobik Tanrı

Sodom ve Gomore şehri halkı cinsel sapkınlıkları (çocuklara tecavüz, ibnelik) ve inançsızlık gibi sebeplerden dolayı "TANRI" tarafından yok edilmiştir. Bu katliamdan sadece Lut ve ailesi (karısı hariç) kurtulmuştur.


Zaten popüler kültürün bir parçası olmuş bu olay hakkında kısaca bilgi verdikten sonra, gelelim işin problemli kısmına.

Soru 1- Tanrının insanları kendinden bir parçaya sahip yarattığı söylenir. Peki biz tanrının dünyadaki yansımasıysak tanrı da aslında ibne ve tecavüzcü müdür? Ya da psikozlu mudur? Bu iki şehrin insanlarını kendi içindeki bastırılmış hislerinden kaçınmak için mi yok etmiştir?




Not
Burada tanrıya insani özellikler vererek açıklama yaptım. Tanrı inanılmazdır müthiştir insani özelliklere sahip olamaz diyenlere bir sonraki soru geliyor.






Soru 2- Tanrı o kadar uğraşlar sonucu var ettiği insanları niye bu kadar kusurlu yaratmıştır? Niye içimize hoşgörmeyeceği şeyleri yapma isteği vermiştir? Tanrı sadist midir? Bir türü var edip onun acı çekmesiyle eğleniyor mu?

Soru 3- Pasparlak erkekleri şehre göndererek niye şehrin ibne nüfusunu tahrik ediyor? İlk kullarından olan İbrahim'i bu heriflere dokunmasınlar, şehre dokunmayacağım dediğinde herşeyi gören olarak aslında ne olacağını bilmiyor mu?

Soru 4- (Erich von Daniken'e göre) Aslında şehri Tanrı değil de insan ırkını yapay olarak geliştirmeye çalışan uzaylılar istedikleri sonuca ulaşamadıklarından kusurlu Sodom halkını yok etmiş olabilir mi?




Not
Çok saçma gibi gözüküyor fakat inanılmaz güçlere sahip olduğu söylenen tanrının, insanların yapacaklarını önceden görememesindense uzaylıların şehre atom bombası attığını düşünmekten daha mantıklı.






Soru 5- Aslında Tanrı değil de bölgede bulunan petrol veya doğalgaz kaynaklarının yanlışlıkla ateşle temas etmesi mi bu şehirlerin sonu oldu?


Bence en doğrusu beşincisidir. Sodom ve Gomore şehrinin sonunu tanrıya bağlamak 7.4 yetmedi mi diyen türbanlı ve takkeli heriflerin söylediği laflara benzer. Her felaketi insanların tanrının emirlerine karşı çıkmasına bağlayan nefret ve öfkeyle beslenen dinciler, aslında kendileri iyilik dolu ve bağışlayıcı tanrı düşüncesine yani dine zarar vermekteler.

Yalarım,

Dinin Modern Dünyada Yeri Yoktur

Şu an puronuzu ve viskinizi çıkarttınız, Türk filmlerindeki orospu çocuğu fabrikatör gülüşüyle beni okuyorsunuz farkındayım sevgili dostlar.

Konuya gireyim. Din, insan ırkı topluca yaşamaya başladığından beri bir parçamızdır. Yerleşik hayata ve tarım yapmaya başlayan insanların malları göçebe halklar tarafindan ele geçiriliyordu. Tarım yapanlar göçebelere karşı birleştiler ve ilk devletleri oluşturdular. Devletlerin başındaki imparatorlar, krallar vs. vs. korumaya çalışarak yasaklar belirlemeye çalıştılar. Fakat kralların yasakları toplum tarafından kabul edilmiyordu. Savaşmaya alışkın göçebe kavimler yapılan tüm üretimi çalıyor ve uzaklaşıyordu. Tanrı düşüncesi buradan çıktı. Topraklarını korumak için askeri olarak baş edemedikleri düşmanla, götlerinden uydurdukları efsaneler yoluyla mücadele ettiler(yani tanrı kapitalisttir). Nasıl var olduğu açıklanamayan doğa olaylarını tanrılara atfederek bir inanış yarattılar. Zaman içinde göçebe olanların da yerleşik sisteme geçişi ve din düşüncesinin iyice kabul edilmesiyle beraber göçebelerin saldırıları azaldı. Bu sefer de insan ırkının genel özelliklerinden olan açgözlülük sebebiyle vatandaşlar arasında mülk tartışmaları çıkmaya başladı. Fakat krallar kolay yoldan devlet yönetme yolunu bulmuştu. Kendilerinin tanrı soyundan geldiğini iddia ederek çıkarttıkları her yasayı tartışılamaz kılıyorlardı.





Not
Tanrı düşüncesini yaratmalarına karşı değilim. Düzeni sağlamak için aşırı yollara gitseler de başarılı olmuşlardır. Fakat sonradan bu yönetenin halkını sömürmesini de getirmiştir.






Din düşüncesi yayılıyordu. Var olan milletler benzer dinlere mensup oldukları için halklar savaşmak istemiyordu. İşlerin sapıttığı yer de burası. Her devlet daha fazlasına sahip olabilmek için farklı dinler uydurdu. Tebaasını tanrı tarafından cezalandırılma korkusu olmadan savaştırmaya başladılar (Bu düşünce 1. Dünya Savaşı'nın sonunda etkinliğini kaybetti). Bir sürü irili ufaklı din ortaya çıkmıştı...

Tek tanrılı dinin doğuşu ise Yahudilikle oldu. Yahudiliğin doğuşu da diğer dinlere benzerdi. Korunması gereken bir millet ve gücü olan Musa... Yahudileri bir araya toplayıp kurtarması gerektiğine inanan ve hatta bu konuda saplantılı olan Musa... Musa'yla ilgili en büyük efsane denizi ikiye ayırmasıdır ama Kızıldeniz'de büyük çaplı gel gitler olduğunu bir süre yürüyerek gittiğini sonradan sal kullanıldığını düşünebiliriz.

Konuyu hızlandırıyorum. İsa'ya gelelim. Yine İsa'da da Roma'nın zulmettiği ve kendi içinde bir sürü adaletsizlik, soygunculuk, olabilecek en adi olayların yaşandığı topraklar. İsa'da en kolayını yaptı ve daha önce defalarca denenmiş bir sistemi uyguladı. Din! İsa'nın deneyi eski krallar ya da Musa kadar başarılı olmadı buna rağmen kendisine inanan aptallar tarafından savunuldu ve Roma'nın pagan inançlarını zor da olsa yıktı.





Not
Yozlaşmış bir toplum içinde tek başına yaşayan genç bir kadının tecavüze uğradığını düşünmek doğru olmaz mı? Özür dilerim Hristiyan inanışına göre zaten tanrı Meryem Ana'ya tecavüz ediyor. Halk tarafından tecavüze uğradığını diyecektim.






Muhammed'de sıra. Diğer peygamberler mütevazı bir duruş sergilerken, Muhammed sürekli toplumun içinde. Ticaret yapıyor, 9 yaşındaki kızlarla evleniyor... Peygamberler arasında yüce bir amaca hizmet etmeyen tek peygamber gibi gözükse de o zamanın Arap toplumunu yarrağı yemiş halden kurtarma amacı olduğu söyleniyor.

Dinin gelmişini de geçmişini de açıkladım sevgili dostlar. Dinin niye modern dünyada yeri olmadığını açıklamaya geldi sıra.


Dinin amacı düzeni ve özel mülkü korumak. Fakat günümüz toplumunda(yönetenlerin de dinsel gücü kalmadığından(akp hariç tabi) tanrı yerine polis ve mahkemelerle düzen sağlanır. Din amaçlandığı şeyi yerine getirmemektedir. Öyleyse dinin modern dünyada yeri yoktur.

Şu an puronuzu söndürdünüz ve viskinizi bıraktınız. Fabrikatör gülüşü ise kendini siktir lan bakışına bıraktı. Beni okuduğunuz için teşekkür ederim.